Ekleyen Kanal: Starlar:

Sapık Doktor Hastalarını Sikiştiriyor Türkçe Altyazılı Porno

Erin, muayene odasının kapısını yavaşça kapattı. Elleri hafifçe titriyordu. Doktor Brown karşısındaki masada oturuyor, elindeki dosyaya bakıyordu. Yüz ifadesi ciddiydi. “Test sonuçların geldi,” dedi. Sesinde alışılmış profesyonel ton vardı ama bu sefer daha ağır basıyordu. “Daha önce konuştuğumuz ameliyata ihtiyacın var. Ertelemek riskli olur.”

Erin’in boğazı düğümlendi. Sandalyeye biraz daha gömüldü. “Nasıl… nasıl ödeyeceğim ki?” diye sordu. Sesı neredeyse fısıltıya dönmüştü. “Eski sevgilimle birlikteyken sigortası beni de kapsıyordu. Ayrıldık. Şimdi tamamen yalnızım. Birikimim yok, ailem de yardımcı olamaz.”

Doktor Brown birkaç saniye sessiz kaldı. Parmağı dosyanın kenarında gezindi. Sonra yavaşça başını kaldırdı. “Belki bir çözüm bulabiliriz,” dedi. Bakışları Erin’inkine kilitlendi. “Ama önce birini daha çağırmam gerekiyor.”

Kapıyı açtı ve bekleyen odadan bir adamı içeri aldı. Stan, içeri adım attığında omuzları hafifçe düşüktü. Doktoru görünce gergin bir gülümseme takındı, sonra Erin’i fark edince duraksadı. İki yabancı, aynı odada, aynı çaresizlikle karşı karşıyaydı.

Doktor Brown ikisine de bakarak konuşmaya başladı. “Stan, sen de aynı durumdasın. Ameliyat gerekiyor ama karşılayacak durumun yok. Doğru mu?” Stan başını eğerek onayladı. “Evet… sigortam yetersiz. Ne yapacağımı bilmiyorum.”

Oda bir anda daha da küçülmüş gibi oldu. Doktor Brown sandalyesinde geriye yaslandı. Yüzünde yavaş yavaş bir ifade belirdi; ne tamamen gülümseme ne de ciddiyet. “İkiniz de zor durumdasınız,” dedi. “Ben de size yardımcı olabilirim. Ama karşılığında… ne kadar ileri gitmeye hazırsınız?”

Erin ve Stan birbirine baktı. Sorunun ağırlığı odanın havasını değiştirmişti. Doktorun sesi sakin, neredeyse yumuşaktı ama kelimelerin ardında açık bir teklif gizleniyordu. Erin’in aklından bir sürü düşünce geçti: gurur, utanç, korku, çaresizlik. Stan’in yüzünde de benzer bir karmaşa okunuyordu.

Doktor devam etti. “Bu odada olanlar burada kalır. Kimse bilmez. Sadece… ne kadar uzağa gidebileceğinizi düşünmenizi istiyorum. Çünkü benim yardımımın bir bedeli var. Ve o bedel, sıradan bir ödeme değil.”

Erin parmaklarını kenetledi. “Ne demek istiyorsunuz tam olarak?” diye sordu. Sesinde hem öfke hem de umut vardı. Doktor Brown cevap vermeden önce kısa bir süre bekledi. Sonra yavaşça ayağa kalktı, odayı bir uçtan diğerine yürüdü.

“İkiniz de sağlığınıza kavuşmak istiyorsunuz. Ben de size o imkânı sunabilirim. Ama karşılığında bana ve… birbirinize karşı belirli sınırları aşmanız gerekecek. Ne kadar ileri gidebileceğinizi siz söyleyeceksiniz. Ben sadece kapıyı açıyorum.”

Stan yutkundu. Erin ise bakışlarını yerden kaldırmadı. O anda ikisi de aynı soruyu kendi içinde tekrarlıyordu: Gerçekten ne kadar uzağa gidebilirim? Ameliyat için, sağlık için, bir çıkış yolu için… utancı, mahremiyeti, kuralları ne kadar geride bırakabilirim?

Doktor Brown sandalyesine geri oturdu. Ellerini masanın üzerinde birleştirdi. “Düşünmeniz için zamanınız var. Ama kararınızı verirken şunu unutmayın: Bu teklif bir kez yapılır. Kabul ederseniz, geri dönüşü olmaz. Reddederseniz de… başka bir çözüm bulmanız gerekir.”

Oda sessizliğe gömüldü. Erin, Stan’e yan gözle baktı. Stan de ona bakıyordu. İkisinin de gözlerinde aynı şey vardı: korku, utanç ve o korkunun altında yavaş yavaş yükselen, çaresizlikten beslenen bir kararlılık. Doktorun sorduğu soru hâlâ havada asılı duruyordu.

Ne kadar ileri gitmeye hazırsınız?

Erin derin bir nefes aldı. Cevabı henüz vermemişti. Ama o soru, o andan itibaren zihninden çıkmayacaktı. Stan de aynı şekilde. İkisi de biliyordu ki, bu odadan çıktıklarında ya eski çaresizliklerine dönecekler ya da doktorun açtığı kapıdan içeri adım atacaklardı. Ve o kapının ardında, sağlıkları için ödemeleri gereken bedel, sandıklarından çok daha kişisel ve utanç verici olacaktı.

Doktor Brown dosyayı kapattı. “Kararınızı verdiğinizde haberim olsun,” dedi. Sesinde acele yoktu. Sadece bekleyiş vardı. Erin ayağa kalktı. Bacakları hafifçe titriyordu. Stan de aynı anda ayağa kalktı. İkisi de kapıya doğru yürürken, arkalarındaki adamın bakışlarını omuzlarında hissediyorlardı.

Koridora çıktıklarında birbirlerine bakmadılar. Ama ikisi de aynı şeyi düşünüyordu: Bu teklifi kabul ederlerse, hayatları sonsuza dek değişecekti. Reddederlerse ise ameliyat için hâlâ bir yol bulmaları gerekecekti. Ve o anda, ikisi için de en zor olan şey, “ne kadar ileri gidebilirim?” sorusuna dürüstçe cevap vermekti.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*