Ablalarını Siken Yaramaz Gençler Türkçe Altyazılı JAV Porno
Aika, sarı saçlı, koyu tenli, tipik bir black gyaru abla olarak her zaman dik duruşuyla, keskin dilini ve alaycı tavırlarıyla bilinen biriydi. Küçük kardeşi ve onun arkadaşı öğleden sonra evde kalacak diye “bakıcılık” yapması gerekiyordu ama o işi ciddiye alacak hali yoktu. “Sadece bir öğleden sonra, ne olacak ki?” diye düşünmüştü. Kendi odasına çekilip telefonuna bakmayı, ara sıra mutfaktan bir şeyler alıp onlara atmayı planlamıştı. Ama planlar her zaman bozulurdu.
Küçük kardeşinin arkadaşı evden çıkınca ikisi yalnız kaldı. Aika kanepede uzanmış, bacaklarını üst üste atmış, tırnaklarını inceliyordu. Kardeşi yanına yaklaştığında önce aldırmadı. Sonra gözü aşağıya kaydı. Genç adamın pantolonunda belirgin bir şişkinlik vardı. Aika kaşını kaldırdı, dudaklarının kenarı alaycı bir şekilde kıvrıldı.
“Ha? O da ne öyle? Bakıcılık yapıyorum diye mi kalktı yoksa?” dedi, sesi hem küçümseyici hem de meraklıydı.
Kardeşi kızardı, geri çekilmeye çalıştı ama Aika ayağa kalktı. Onu kolundan tutup yeniden oturttu. Parmaklarıyla şişkinliğe hafifçe bastırdı, sanki test ediyormuş gibi. “Hâlâ dimdik… İlginç.” Gözleri daraldı. Kendi sevgilisini hatırladı. O, bir kez boşaldıktan sonra uzun süre toparlanamazdı. Ama bu… Bu farklıydı. Aika’nın içinde bir şey kıpırdadı. Merak, alay, sonra da yavaş yavaş uyanan bir istek.
Pantolonu indirip iç çamaşırını kenara çektiğinde sertlik avucuna oturdu. Sıcak, diri, inatçı. Aika parmaklarını sardığında kardeşi derin bir nefes aldı. “Ablacığım…” diye mırıldandı ama sesi zayıf çıktı. Aika gülümsedi, o alışılmış kibirli ifadesiyle.
“Sus. Ben bakıyorum şimdi.”
Elleri hareket etmeye başladı. Yavaş, ölçülü, sanki bir oyuncağı inceliyormuş gibi. Kardeşinin bedeni gerildi, kalçaları hafifçe kıpırdadı. Aika onu izlerken kendi bedeninde de bir sıcaklık yayılmaya başladı. Göğüslerinin ucu sertleşti, bacaklarının arasını hafifçe sıktı. Bu kadar çabuk mu etkileniyordu? Kendi kendine kızdı ama elini çekmedi.
Birkaç dakika içinde kardeşi titredi ve boşaldı. Sıcak sıvı Aika’nın parmaklarına bulaştı. O ise bekledi. Biraz sonra şişkinlik dinmek yerine yeniden sertleşmeye başladı. Aika gözlerini kırpıştırdı.
“Hâlâ… kalkık mı?” diye fısıldadı, sesinde hem şaşkınlık hem de yeni bir açlık vardı.
Kardeşi utanarak başını salladı. Aika artık alay etmiyordu. Dizlerinin üzerine çöktü, yavaşça dilini uzattı. Tadı tuhaf ama tanıdıktı. Ağzını açıp içine aldığında kardeşinin iniltisi odada yankılandı. Aika başını sallamaya başladı, dilini dolaştırarak, emerek. Kendi sevgilisiyle hiç böyle olmamıştı. Orada hep kontrol onda olurdu, o isterse verirdi, istemezse çekilirdi. Şimdi ise… kardeşinin inatçı ereksiyonu onu peşinden sürüklüyordu.
Bir süre sonra kardeşi yeniden boşaldı. Aika geri çekildi, dudağının kenarını sildi. Ama yine… hâlâ sertti. Bu sefer Aika’nın kendi nefesleri hızlanmıştı. Etekini sıyırdı, iç çamaşırını kenara çekti. Kardeşinin üstüne oturdu, yavaşça içine aldı. İkisi de aynı anda inledi. Aika’nın tırnakları kardeşinin göğsüne battı.
“Siktir… bu nasıl mümkün?” diye homurdandı kendi kendine. Kalçalarını hareket ettirmeye başladı. Yavaş, derin, sonra daha hızlı. Her iniş çıkışta kendi ıslaklığı arttı, zevk karın bölgesinden yukarı doğru yayıldı. Kardeşinin elleri beline yapıştı, onu daha derine çekmeye çalıştı. Aika direnmedi. Artık direnecek hali de kalmamıştı.
Kontrol elinden kayıyordu. Her boşalmada kardeşi biraz daha dinlenmeden yeniden sertleşiyordu. Aika bir kez, iki kez, üç kez kendi doruğuna ulaştı. Bacakları titriyordu, sesi boğuk inlemelere dönüşmüştü. “Daha… daha yap” diye fısıldıyordu arada, o eski kibirli hali tamamen silinmişti. Yerine aç, doymak bilmeyen bir kadın kalmıştı.
Kardeşi onu ters çevirdiğinde Aika karşı çıkmadı. Dizlerinin üzerine çöktü, yüzünü yastığa gömdü. Arkadan girildiğinde iniltisi boğuk çıktı. Her darbede bedeni sarsılıyor, göğüsleri ileri geri salınıyordu. Kardeşinin eli saçlarını tuttuğunda Aika daha da ıslandı. “Sert… daha sert” diye mırıldandı. Kendi sesini tanıyamıyordu.
Saatler birbirine karıştı. Kanepeden yere, yerden odaya… Aika’nın vücudu ter ve zevkle kaplanmıştı. Her seferinde “son” dediğinde kardeşi yeniden sertleşiyor, o da yeniden açılıyordu. Bir ara kendi sevgilisini hatırladı, o hep çabuk biten, sonra uykuya dalan adamı. Şimdi ise karşısında doymak bilmeyen, onu sürekli zirveye taşıyan biri vardı. Ve o, buna teslim olmuştu.
Gece ilerlediğinde Aika yatağa yığılmış, bacakları aralık, nefes nefese yatıyordu. Kardeşi yanına uzandı, hâlâ yarı sert halde. Aika elini uzatıp onu tuttu, parmaklarını sardığında yeniden kıpırdadığını hissetti. Gözlerini kapadı, dudaklarının kenarında yorgun ama tatmin olmuş bir gülümseme belirdi.
“Yarın… yine bakıcılık yapacağım galiba” diye fısıldadı, sesi kısık ve boğuktu.
Kardeşi cevap vermedi. Sadece daha yakına kaydı. Aika karşı koymadı. Artık o “bitchy” abla hali geride kalmıştı. Yerine, küçük kardeşinin inatçı arzusuna teslim olmuş, zevkin peşinden sürüklenen bir kadın vardı. Ve o öğleden sonra başlayan şey, ikisinin de hayatını sessizce değiştirmişti.
Kontrolü kaybetmek, bazen en büyük zevkti. Aika bunu o gece öğrenmişti.
