Koca Memeli Üvey Annemin Tedavisi Türkçe Altyazılı Porno
Evdeki sessizlik, üvey oğlun ayağındaki sakatlıktan beri daha da ağırlaşmıştı. Genç adam birkaç gündür koltukta yatıyor, ayağını yüksekte tutmaya çalışıyor, her hareketinde yüzünü buruşturuyordu. Üvey annesi ise bu durumu sessizce izliyor, ara sıra yanına gelip ihtiyacı olup olmadığını soruyordu. O gün de aynı şekilde, elinde bir kase ılık su ve temiz bir havluyla odaya girdi.
“Yine mi şişti?” diye sordu yumuşak bir sesle. Üvey oğul başını salladı. “Doktorun dediği gibi dinlenmem lazım ama… dayanılacak gibi değil. Sürekli sızlıyor.” Üvey anne yanına diz çöktü, yavaşça bandajı çözmeye başladı. Parmakları dikkatli ve sıcak hareket ediyordu. “Biraz masaj yapayım, kan dolaşımını hızlandırsın. Belki rahatlarsın.”
Genç adam itiraz etmedi. Üvey annesinin elleri ayağının bileğine, sonra baldırına doğru kayarken gözlerini kapadı. Dokunuşlar başta sadece tedavi amaçlıydı. Nazik, ölçülü, profesyonelce. Ama üvey annenin bedeni her eğildiğinde, dolgun göğüsleri tişörtünün içinde belirginleşiyor, kalçaları oturuş pozisyonunda yuvarlak hatlarını daha da ortaya çıkarıyordu. Üvey oğul bunu fark etmemeye çalışsa da bakışları istemeden oraya kayıyordu.
“Çok gergin kasların,” dedi üvey anne, sesi biraz alçak. “Sadece ayak değil, bütün bacakların kilitlenmiş. Biraz daha yukarı çıkayım, tamam mı?” Genç adam boğazını temizledi. “Tamam…” Üvey annenin elleri yavaş yavaş dizine, sonra uyluğuna doğru ilerledi. Yağ yerine kullandığı losyon teninde kaygan bir his bırakıyordu. Her bastırışında üvey oğlun nefesi biraz daha derinleşiyordu.
Bir ara üvey anne durdu. “Sana bir şey soracağım,” dedi. “Bu sakatlık yüzünden… başka yerlerin de mi gerildi? Çünkü bazen vücut bir yerde ağrıyınca her yer etkileniyor.” Genç adam gözlerini açtı. Üvey annesinin yüzü yakındı, bakışları hem şefkatli hem de biraz daha fazla bir şeyler söylüyordu. “Evet,” diye itiraf etti kısık sesle. “Her yerim gergin. Dayanamıyorum artık.”
Üvey anne hafifçe gülümsedi. “O zaman gerçekten tedavi edelim.” Elleri uyluğunun iç kısmına kaydı. Dokunuş artık sadece masaj değildi. Parmak uçları kumaşın üzerinden hafifçe bastırıyor, bazen daha cesurca geziyordu. Üvey oğul istemeden bacaklarını biraz daha açtı. Üvey anne bu hareketi fark etti ama yorum yapmadı. Sadece losyonu yeniden avucuna sıkıp, bu sefer daha yukarıdan, daha yavaş hareketlerle devam etti.
“Burada çok fazla birikmiş gerilim var,” diye fısıldadı. “Bırak da ben halledeyim.” Genç adamın eli yavaşça üvey annesinin koluna uzandı. “Anne… bu doğru mu?” Üvey anne başını kaldırdı, göz göze geldiler. “Şu an sadece seni rahatlatıyorum. İster misin devam edeyim?” Üvey oğul birkaç saniye sessiz kaldı, sonra başını hafifçe eğdi. “İstiyorum.”
O andan sonra masajın sınırları tamamen kalktı. Üvey annenin elleri şortunun kenarından içeri süzüldü, sıcak tenine değdi. Genç adamın nefesi kesildi. Üvey anne yavaşça onu serbest bıraktı, avucuyla kavradı, ritmik hareketlerle okşamaya başladı. “Böyle daha iyi, değil mi?” diye sordu. Üvey oğul sadece boğuk bir sesle karşılık verdi. Üvey anne eğildi, dolgun göğüsleri onun bacağına değiyordu. Bu temas ikisini de daha fazla ateşledi.
Bir süre sonra üvey oğul dayanamayıp üvey annesinin bileğini tuttu. “Gel… buraya otur.” Üvey anne tereddüt etmeden onun üzerine yerleşti, yavaşça şortunu ve kendi kıyafetini kenara itti. İkisi de nefes nefese kalmıştı. Üvey anne kendini yavaşça aşağı indirdiğinde ikisi birden inledi. “Sıkı tut,” dedi üvey oğul. Üvey anne onun omuzlarına yaslandı, kalçalarını yavaş ama derin hareketlerle kaldırmaya başladı.
Ritim gittikçe hızlandı. Üvey annenin dolgun bedeni her iniş-çıkışta sarsılıyor, göğüsleri genç adamın yüzüne yaklaştıkça o da onları avuçlayıp öpüyordu. “Böyle tedavi olmaz,” diye mırıldandı üvey oğul arada, ama sesi şikâyetten çok zevkle doluydu. Üvey anne gülümsedi. “En etkili yöntemi bulduk demek.”
İkisi de kontrolü bırakmıştı. Üvey oğlun elleri üvey annesinin kalçalarını kavrıyor, onu daha derine çekiyordu. Üvey anne başını geriye atmış, inlemeleri odanın içinde yankılanıyordu. Orgazma yaklaştıklarında bakışları yeniden kilitlendi. Üvey anne “Ben… gelecek gibi,” diye uyardı. Üvey oğul da onu takip etti. İkisi aynı anda boşaldığında üvey anne onun göğsüne yığıldı, ikisi de uzun süre kıpırdamadan kaldı.
Birkaç dakika sonra üvey anne yavaşça doğruldu, saçlarını düzeltti. “Ayağın nasıl?” diye sordu, sesinde hafif bir alay vardı. Üvey oğul güldü. “Ayağımı unuttum bile.” Üvey anne onun alnına küçük bir öpücük kondurdu. “O zaman düzenli tedaviye devam edeceğiz. Doktorun dediği gibi… dinlenmen lazım. Ben de yanındayım.”
O günden sonra “tedavi” seansları daha sık ve daha uzun sürmeye başladı. İkisi de bunun sadece sakatlıkla ilgili olmadığını biliyordu ama hiç konuşmadılar. Eller, dudaklar ve bedenler her seferinde biraz daha fazla şey anlatıyordu. Ve üvey oğul, ayağının iyileşmesini artık eskisi kadar aceleye getirmiyordu.
