Kayınpederimin Öpücüğü Türkçe Altyazılı Sansürsüz JAV Porno
Kocam beni altı aydır tutmamıştı. Aynı yatakta uyuyorduk ama aramızdaki mesafe her geçen gece daha da artıyordu. Sırtımı dönüp ağır bir havada uyumaya çalışıyordum. Aynaya baktığımda hâlâ bir kadın görüyordum ama kocamın gözünde belki de artık öyle değildim. Dokunulmuyordum, istenmiyordum, yok sayılıyordum. Bu sessizlik evin her köşesine yayılmıştı.
Kayınpederim bunu fark etti. Evin içinde dolaşırken bakışları üzerimde geziyor, sorular soruyor, bazen omzuma dokunuyordu. Bir akşam kocam geç saatte işten dönmemişti. Ben mutfakta ayaktaydım. Kayınpeder ansızın arkamdan yaklaştı. Elleri belime sarıldı, nefesini boynumda hissettim. “Artık yeter” diye fısıldadı. “O seni unuttu. Ben unutmuyorum.”
Direnmeye çalıştım. “Bu yanlış… Sen onun babasısın” dedim. Ama sesim titriyordu. Kayınpeder beni kendine çevirdi, dudaklarını üzerine bastırdı. Öpücüğü sıcak, baskın ve uzundu. Yıllardır özlediğim o yoğunluk bir anda içime aktı. Bacaklarım uyuştu. Ellerim onun göğsüne yapıştı; itmek için mi, tutunmak için mi bilmiyordum. O öpücük bittiğinde nefesim kesilmişti. “Unutamayacaksın” dedi. Haklıydı.
O gece daha ileri gitti. Beni odama götürdü, yavaş ama kararlı hareketlerle soydu. Kocamın hiç dokunmadığı yerlerime dokundu. Elleri, dudakları, dili… Her şey çok gerçekti. İlk başta korku ve utanç vardı. Sonra bedenim ihanet etti. Islaklaştım, inledim, bacaklarımı açtım. Kayınpeder içeri girdiğinde gözlerimi kapadım. Yıllardır boş kalan yerim birden doldu. Sert, derin ve acımasızca hareket etti. Ben de karşılık verdim. Tırnaklarımı sırtına geçirdim, kalçalarımı kaldırdım, daha fazlasını istedim.
Boşaldığında içimde kaldı. Bir süre öyle yattık. Ben tavanı izliyordum. Aklımda tek bir şey vardı: O öpücük. O sıcak, zengin, her şeyi unutturan öpücük. Kocamın bana yıllardır vermediği şeyi, kayınpeder bir anda vermişti.
Ertesi günden itibaren her şey değişti. Kocam evdeyken normal davranıyorduk. Yemekler, sohbetler, televizyon… Ama o yokken kayınpeder geliyordu. Bazen gündüz, bazen gece. Ben kapıyı kilitliyor, perdeleri çekiyordum. Her seferinde önce öpüyordu. O öpücük olmadan devam etmiyordum. Dudaklarım onun dudaklarında erirken utancım azalıyor, yerini açlık alıyordu. “Beni sadece sen istiyorsun” diye fısıldıyordum arada. O da “Evet” diyordu.
İlişkimiz ilerledikçe bana daha fazla şey öğretti. Farklı pozisyonlar, daha sert tempolar, daha derin penetrasyonlar… Ben de cesaretlendim. Bazen kendim üstüne çıkıyor, ritmi ben tutuyordum. Göğüslerimi yüzüne sürtüyor, “Em onları, kocam hiç emmedi” diyordum. O da itaat ediyordu. Her buluşmamızda biraz daha ileri gidiyorduk. Artık sadece sikişmiyorduk; birbirimizi tanıyorduk, sevişiyorduk, doyuruyorduk.
Kocam hâlâ aynıydı. Aynı yatakta sırtı dönük uyuyor, sabahları aceleyle işe gidiyordu. Ben ise her gece kayınpederin kokusunu yastığımda arıyordum. Bazen sabah kahvaltıda göz göze geliyorduk. O sakin sakin çayını yudumluyor, ben ekmek kızartıyordum. Aramızdaki sır o kadar ağırdı ki, masanın altından birbirimize dokunmamak için zor tutuyorduk kendimizi.
Bir gün kocam “Son zamanlarda daha mutlu görünüyorsun” dedi. Gülümsedim. “Belki de alıştım” diye cevap verdim. Aslında alıştığım şey, kayınpederin elleri, öpücüğü ve içime her girişinde bana “hâlâ kadınım” dedirten o doluluktu.
Artık geri dönemeyeceğimi biliyordum. O ilk öpücük her şeyi değiştirmişti. Kocamın ihmal ettiği bedenimi kayınpeder sahiplenmişti. Ben de izin vermiştim. Hem de defalarca. Her gizlice buluştuğumuzda, her kapalı kapı ardında, her bastırılmış inlemede aynı şeyi hissediyordum: Unutamıyorum. Kayınpederimin o sıcak, yoğun ve yasak öpücüğünü… ve ondan sonrasını asla unutamıyorum.
Bu hikâye, ihmal edilmiş bir kadının yavaş yavaş kayınpederine teslim oluşunu anlatıyor. Zorla başlayan yakınlık, zamanla karşılıklı bir bağımlılığa dönüşüyor. Öpücük merkezde duruyor; her şey onunla başlıyor ve onunla devam ediyor. Iroha Natsume’nin canlandırdığı karakter, utanç ile arzu arasında gidip gelirken izleyiciyi de o yasak ilişkinin içine çekiyor. Kocasından gizlenen her an, her dokunuş ve her birleşme, kadının yeniden kendisini kadın hissetmesinin bedeli oluyor.
